Soru: Mülk suresinde; “Ellezî haleka’l-mevte ve’l-hayâte” “اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ“ “O, ölümü ve hayatı yarattı.” cümlesi buyrulmaktadır. Buna göre ölüm bir yaratılmış bir mahlûk mudur, Allah onu yaratabilir mi? Yaygın kanaate göre ölüm yokluk sayıldığında bu nasıl kabul edilebilir? Bu durumda yaratılışın anlamı nedir?
Cevap: “Halk” kelimesinin bir anlamı vardır. Bütün sözlük kitaplarında ‘halk’ın anlamının ‘takdir’ olduğu belirtilmektedir. Yani ayetin anlamı şu şekildedir: ‘O Allah, sizlerin imtihanı için ölümü ve hayatı takdir edip belirleyendir.’ Bu bahsettiğimiz manaya “Vakıa” suresinin 60. ayet-i kerimesi şahit olarak gösterilebilir: “Nehnu kaddernâ beynekumu’l-mevte” “Aranızda ölümü takdir eden, planlayan biziz.”
Konu hakkında daha fazla bilgi almak için “Durusû Havle’l-Mevt ve’l-Hayât, el-Berzâh ve Eşratû’s-Saat” adlı kitabımıza müracaat edebilirsiniz.
Soru: Tarih sayfalarını kurcaladığımızda Peygamber Efendimiz’in (saa) Recep ayının 27’sinde peygamber olarak seçildiği ve ilk ayetlerin o gün nazil olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca Allah Teâla Kadir Suresi’nde şöyle buyurmaktadır: “Biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.” Bu ayet, Kur’an’ın tamamının Ramazan ayı olan Kadir gecesinde indirildiğine işaret etmektedir. Öte yandan Kur’an’ın Peygamber Efendimiz’e (saa) yirmi üç yılda vahyedildiği de açıktır. Bu delile göre Kur’an iki defa nazil olmuş olarak görülmektedir. Bir kez tamamen, bir kez de yavaş yavaş, tedricen. Bu başka şekilde açıklanabilir mi?
Cevap: Bana göre Kur’an bir kez indirilmiştir ve onu tekrar indirmenin bir anlamı da yoktur. Burada belirtmek gerekir ki; “Kur’an” ismi bazen Kur’an’ın tamamına, bazen de Kur’an’ın bir kısmına ve hatta bazı yerlerde Kur’an’ın bir ayeti için kullanılmaktadır. Bu tıpkı “su” kelimesinin hem bir damla su, hem de dünyadaki tüm sular için kullanılması gibidir.
Buradan yola çıkarak “innâ enzelnâ…” ayetinin anlamı, Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında, Kadir gecesinde nazil olduğu şeklindedir. İster o gece ayetlerin bir kısmı nazil olsun, ister “Alak” Suresi’nin ilk beş ayeti olsun, mana doğrudur. Çünkü beş ayetin hepsi Kur’an’dır.
Yaygın kanaate göre Recep ayının yirmi yedinci gününde Peygamber Efendimiz’in (saa) seçilmiş olması konusuna gelince, Kur’an’ın ilk defa o tarihte, yani meb’es / peygamberliğe seçiliş gününde nazil olmasının lüzumu yoktur. Çünkü Peygamberimiz’in (saa) Hira’dan yani Nur Dağı’ndan inerken “Kulû lâ ilahe illallah” (La ilahe illallah de) dediği meşhurdur. Bu durumda Kur’an’ın ilk ayetlerinin meb’es gününden iki ay sonra nazil olması mümkündür. Tıpkı Hz. Musa’ya (as) bir süre sonra Tevrat’ın vahyedilmesi gibi.
Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için “Durusû Havle Nûzul el-Kur’ân” adlı kitabımıza başvurabilirsiniz.
Soru: Kur’an-ı Kerim musikî ile okunabilir mi?
Cevap: Kur’an’ı güzel sesle okumak caizdir. Ancak ‘levh’ yani eğlence ortamlarında Kur’an-ı Kerim’in alışılagelmiş ses tonu ve ahenkle okunması caiz değildir ve bu tür okumalar haramdır.
Soru: “Ve lekad kerremnâ benî âdem” (Ademoğullarını üstün ve şerefli kıldık) ayetindeki genelleme bütün insanlar için mi geçerlidir, yoksa bir grup insan için mi?
Cevap: İlk bakışta maksat, hayvan karşısında olan insandır.
Soru: Âyetû’l-kürsî (Bakara suresi 255. ayet) “ve hûve’l-aliyyû’l-a’zîm” şeklinde mi, yoksa “humfîhâ hâlîdun” ayetine kadar mı okunmalıdır?
Cevap: Bazı hadislerin zahirine göre “Âyetû’l-kürsî”, ‘ve hûve’l-aliyyû’l-a’zîm’e kadardır, fakat ihtiyat gereği ‘humfîhâ hâlîdun’a kadar okunması gerekir.